Güneşin batışını seyreden minik serçeyi düşün. Yalnız kalmış üşümüş ve yaralanmış… Kimsesi de yok üstelik! Tek Güneş varmış üstünü örten, yüreğini sıcak tutan. O da gitmek üzere… Güneş batınca yapayalnız kalacak. Dahası, o sıcaklık yok olunca, yalnız bedeni değil, yaralı, minik yüreği de üşüyecek. Sanki ölümü bekler gibi, sanki sonunu bekler gibi seyrediyor Güneşi. “Gitme! Dur!” diyor içinden. Aslında umut bağlamış içten içten. “O beni bırakmaz!” diyor. İnanmak istediği şeyi söylüyor belki de… “Hep ısıtacak yüreğimi, hep örtecek üstümü” diyor. Öyle ya, günboyu Güneşi izlemişti. İçinden hep teşekkür etmişti ona. Yalnızca kendisi için var sanmıştı. Sevmişti onu çok sevmişti! Üstelik güvenmişti. Bunları düşündü, biraz avuttu kendini. Ama hava yavaş yavaş soğuyordu ve karanlık bastırıyordu. Minik serçe yine de umutluydu. Bu sefer de… “Şaka yapıyor bana.” diyerek avuttu kendini. Bir ara, günboyu mavi gördüğü denizin, kızıla dönmeye başladığını fark etti. Buna da hiçbir anlam verememişti. Güneşin gidişinin habercisi olduğunu bilememişti. Biraz sonra… Üşümeye başladı serçe. Hava soğuyordu yavaş yavaş. Kıyıdaki balıkçılar son balıklarını atıyordu kovalarına… Serçe buna da bir anlam veremedi. Ama ürktü biraz ve Güneşe baktı telaşla. Biraz daha yaklaşmıştı dağlara. Gittikçe uzaklaşıyordu… Ama zavallı serçe hala umutluydu. “Birazdan yaklaşmaya başlayacak, yine ısıtacak yüreğimi” diyordu. “O beni bırakmaz! O beni çok seviyor..!” diyordu. Biraz sonra… Güneş karlı dağların arkasından kayboldu gitti. Serçe bir an korktu. Gökyüzüne iyice baktı. Saklandığını sanmış olacak, dağların arkasına baktı dikkatli dikkatli. Yere baktı, “Belki düşmüştür” dedi içinden ve kızıla dönmüş denize baktı telaşla. Ama bulamadı. Güneş yoktu, gitmişti. Bir süre öylece bekledi. Belki gelir geri dedi, ama gelmedi. Gözleri doldu zavallı minik serçenin. Aslında sabah olunca geri gelecekti Güneş. Yine üstünü örtecekti, yine günboyu ısıtacaktı yüreğini… Ama minik serçede hiç umut kalmamıştı. Gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Bitkin bir halde “Gitti! Bıraktı beni!” dedi ve devam etti ağlamaya… Ağladı, ağladı ve öldü..! GÜNEŞLER GERİ GELİRLERDİ AMA SERÇELER AĞLADIKLARINDA ÖLÜRLERDİ!
Elimi uzatsam içini dökecek yüreğim avuçlarıma… Ne yağmurlarda ağladım ben yağmurla beraber Ne kasvetli akşamlarda iç çektim Ne depremler yaşadım yüreğimde sessizce… Hangisi senin kadar gerçekti? Ya da hangi gerçek seni bana getirdi? Getirdi de sevmeyi öğretti Bir bilsen ne çok sevmişim seni Belki de yalnız içimdeki seni… İşte.. Şimdi sendeyim Bir bilsen ne çok sendeyim!.. Her nefesinde bir adım ötendeyim. Bilmese de gözlerin gözlerimi, Duymasa da yüreğin sözlerimi, Ya da unuttursa da gittiğin o yollar benim gerçekliğimi, Ben hep böyle gerçektim Bundan böyle de gerçeğim!..
Ben senden nasıl vazgeçebilirdim ki sen benim en deli çağlarım ve hayal ettiğim yarınlarımdın ben seni hep evimin baş köşesinde gördüm akşam işten geldiğim zaman kapıdaki meleğim olacaktın kızımız olduğundaysa sen ve benden olan bir mucizeyi beraber parka götürüp oyunlar oynayacaktık ama kader hep istediğimiz gibi olmuyor derler ya insan kendi kaderini yazar bence insan yazılan kaderinde sadece rolünü oynar ve zamanı gelince bu dünyadan yüreğinde kırıklar ve hep bir şeylere özlemlerle gözü açık gider keşkeler bırakmaz yakamızı son nefesimizde bile derler ya insanın hayatı bir şerit gibi geçer gözünün önünden ben bunun gerçek olduğunu bilsem seninle olan güzel günlerimizi tekrar görmek için ölümün kollarına bırakmaya hazırım kendimi ama olmuyor sensizliğe alışmamışım ki nasıl bırakıp giderim seni öyle bu dünyanın pisliğine ve karanlık sokaklarına bırakarak sen ne kadar yanımda olmasan da şimdi başkasının soyadını taşısan da sen her zaman benim aldığım nefeste yaşayacaksın bazen bende hayal kuruyorum bir gün diyorum ikimizin de beli bükülmüş ve senin eşinse artık bu dünyada görevini tamamlayıp gitmiş ve biz yeniden belki kavuşuruz umuduyla her doğan güne merhaba diyorum her gün sana biraz daha yaklaştığımı hissediyorum hani bana demiştin ya ayrılırken çocuğum olunca senin ismini koyucam seni çağırır gibi onu çağırıcam ve seni sevdiğim kadar onu sevicem demiştin ve dünyalar benim olmuştu benimse ne senin ismini koyacağım bir kızım olacak nede seni beklemeye yetecek bir ömrüm yavaş yavaş tükendiğimi biliyorum ve kalbim eskisi kadar iyi değil artık arada bir yokluyor sanki yaşa diyor doya doya son zamanlarını benimse yaşanacak zamanım seninle beraber bitti ölmek değil de seni yalnız bırakmak zoruma gidiyor belki öldüğümü bile bilmeyeceksin sanacaksın ki evlendim çoluk çocuğa karıştım oysaki bilsen ben seni hiç sevmekten vazgeçmedim ki ellerin kadını olsan da sevdim ilahi bir sevgiyle sevdim senin beni sevemediğin kadar sevdim seni güzel gözlüm
Aşkı güzel bişeymi sanıyosun sen ???
Güldürme beni.Aşk varya aşk yaşarken defelarca ölmek hiç dinmeyen bir acıyla kıvranmaktır. Aşk içki gibi sarhoş eder döndürür başını sigara gibi alışkanlık yapar bağımlısı olursun uyuşturucu gibi girer hayatına mahveder tüm yaşamını.
Şimdi söyle bana aşk güzel mi sence?Deliler gibi severken hiç ummadığın bir anda terk edilmek mi güzel olan yoksa günlerce hiç değmicek bir şerefsiz uğruna ağlamak mı ?Gecelerce uykusuz kalmak mı güzel olan yoksa aldatılıp sevildiğini sanmak mı?Şimdi söyle bana aşk güzel mi sence?Kalbinde kapanmıyacak bir yara açılması mı güzel olan yoksa sevdiğini bir başkasıyla görmek mi?Bile bile kendini ateşe atmak mı güzel olan.Şimdi söyle bana aşk güzel mi sence???
■ Açlık, kılıçtan bile keskindir. BEAUMONT İLE FLETCHER
■ Açlık, dünyanın en güzel salçasıdır. CERVANTES
■ Aç tavuk düşünde darı ambarı görür. TÜRK ATASÖZÜ
Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre. Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur.
İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler:
Espri yeteneği: Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.
Gülümseme: Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır.
Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.
Doğallık: Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde…
Sürprizler: Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.
Doğru hediyeler: Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.
Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parcalayacak kadal asildir.
—
