<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mIRC35.Org izmirmIRC indir mIRC mrc mirç mırc TurkceMirc indirmirc Haber Program izmirchat &#187; Genel Kultur</title>
	<atom:link href="http://www.mirc35.org/menu/genel-kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mirc35.org</link>
	<description>mIRC35 izmirchat izmirsohbet mirc yukle, mirc indir, turkce mIRC, indirmirc, haberler, programlar, indirme sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Dec 2011 13:09:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>MORFİN</title>
		<link>http://www.mirc35.org/genel-kultur/morfin</link>
		<comments>http://www.mirc35.org/genel-kultur/morfin#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:31:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mirc35.org/?p=761</guid>
		<description><![CDATA[Genel Özellikler: 1817 yılında Alman kimyacı Friedrich Sertürner tarafından keşfedilmiştir. İlk olarak afyon bağımlılığını tedavi etmek için kullanılmıştır. Bu yüzden morfini temin etmek çok kolaydı ve kısa süre sonra afyonun yerini morfin almaya başladı. Morfin aynı zamanda, Amerika’nın iç savaşında yaralı askerlerin tedavisinde kullanılmış, savaş sona erdikten sonra yaklaşık 4.000.000 asker evlerine morfin bağımlısı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Özellikler: 1817 yılında Alman kimyacı Friedrich Sertürner tarafından keşfedilmiştir. İlk olarak afyon bağımlılığını tedavi etmek için kullanılmıştır. Bu yüzden morfini temin etmek çok kolaydı ve kısa süre sonra afyonun yerini morfin almaya başladı. Morfin aynı zamanda, Amerika’nın iç savaşında yaralı askerlerin tedavisinde kullanılmış, savaş sona erdikten sonra yaklaşık 4.000.000 asker evlerine morfin bağımlısı olarak geri dönmüştür. Tüm bunların sonucu olarak, 1914 yılında Amerika’da morfin kullanımı sadece doktor tavsiyesi ile sınırlandırılmış, bunun dışındaki kullanımlar yasa dışı ilan edilmiştir.<br />
Afyonda bulunan 25 dolayında alkoloitten en önemli ve en yüksek oranda bulunanıdır morfin. Ham afyonun kimyasal işlemlerden geçirilmesi sonucu elde edilir. Ağrı kesici ve uyuşturucu olarak uygun dozlarda tıpta kullanılmaktadır. Çok çabuk bağımlılık geliştirdiği için zorunluluk dışında başvurulması sakıncalı olabilir.</p>
<p>Kullanım Şekli ve Görünüm: Beyaz toz kristal halindedir. Suda ve alkolde erir. Morfin damardan, sigara gibi içilerek, koklanarak ya da yutularak kullanılabilir. Amerika’da &#8220;M, morph, Miss Emma” gibi isimlerle anılır. Ülkemizde ise beyaz şey, maymun, rüya gören, amca, küp, eritici gibi sokak isimleri vardır.</p>
<p>Etkiler: Morfinin etkileri, afyonun etkilerine benzer fakat ondan daha güçlü ve hızlı ortaya çıkarlar. Alınan miktar az ise morfinin uyarıcı bir etkisi vardır. Miktarın artmasıyla birlikte morfinin uyku verici, uyuşturucu etkisi başlar. İlk kullanımda ağrı kesen, rahatlatan, sarhoşluk hali yaratan bir etkisi vardır. Kişi yorgunluk, açlık, uykusuzluk hissetmez, kendisini enerjik ve canlı hisseder. Sık kullanım sonucu tolerans gelişir. Aynı etkiyi yaratmak için kullanılan dozun arttırılması gerekir. Bu yüzden bağımlılık potansiyeli çoktur.</p>
<p>Yoksunluk: Morfinin etkilerinin geçmesiyle birlikte şiddetli halsizlik, uyuma isteği, kas spazmları, şiddetli burun akıntısı, yorgunluk, sinirlilik, endişe, korku gibi bir tablo ortaya çıkar. Kişi bu durumdan çıkmak için tekrar morfin alma arayışına girer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mirc35.org/genel-kultur/morfin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UÇUCU MADDELER</title>
		<link>http://www.mirc35.org/genel-kultur/ucucu-maddeler</link>
		<comments>http://www.mirc35.org/genel-kultur/ucucu-maddeler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mirc35.org/?p=755</guid>
		<description><![CDATA[Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimleri Koklanan maddeler uçucu maddelerdir; kimyasal buharlar üretirler ve içe çekildiğinde zihni uyaran etki yaparlar. Uzmanlar 1000’ e yakın ev ürününün koklanan madde olarak kullanılabileceğini doğrulamışlardır. Genellikle çocukların esrar, sigara veya alkol kullanmadan önce ilk denedikleri madde uçucu madde olmaktadır. Başlama yaşları da genellikle geç çocukluğun bittiği ve ergenliğin başladığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimleri<br />
Koklanan maddeler uçucu maddelerdir; kimyasal buharlar üretirler ve içe çekildiğinde zihni uyaran etki yaparlar. Uzmanlar 1000’ e yakın ev ürününün koklanan madde olarak kullanılabileceğini doğrulamışlardır. Genellikle çocukların esrar, sigara veya alkol kullanmadan önce ilk denedikleri madde uçucu madde olmaktadır. Başlama yaşları da genellikle geç çocukluğun bittiği ve ergenliğin başladığı dönemlere denk gelmektedir. Uçucu madde diye nitelendirdiğimiz maddelerin en tehlikeli yanı ilk, üçüncü ya da 100. kullanışta ölüme neden olabilmeleridir. “Sudden Sniffing Death” &#8211; ani ölüm- dediğimiz olay, uçucu maddelerin kalp ritmini bozup, kalbin durmasına yol açmasıyla olur.<br />
Uçucu, yani gaza dönüşebilen maddeler (volatile solvents) sıvıdırlar. Pahalı olmayan, kolayca elde edilebilen, ev işleri ve endüstriyel amaçlar için yaygın olarak kullanılan maddelerdir. Bunlar, boya incelticisi tineri, kuru temizle maddelerini, benzin, uhu, oje, bali gibi yapıştırıcı maddeleri kapsar.<br />
Aerosol dediğimiz maddeler spreydir, bu maddelerin içine sinek öldürücüler, deodorantlar, saç spreyleri, boya spreyleri vb. maddeler girmektedir.<br />
Gazlar, medikal anestetikleri kapsadığı gibi ev işerinde ve endüstriyel ürünleri de kapsar.<br />
Nitritler uçucu maddeler içinde özel bir sınıf olarak düşünülür. Diğerlerinden farklı olarak merkezi sinir sistemi üzerinde direkt rol oynarlar. Nitritler temel olarak kan damarlarını genişletir ve kasları gevşetirler. Diğer maddeler duygu durumunu değiştirmek için kullanılırken, nitritler temel olarak cinselliği arttırmak için kullanılır.<br />
Eğer bir kişi uçucu madde alıyorsa; giysilerinde, kimyasal bir koku vardır ve alışıldık olmayan bir şekilde nefesleri kokar; sözcükleri kötü bir şekilde telaffuz eder veya dağınık bir konuşma tarzları oluşur; içkili, sersemlemiş gibi bir halde olurlar; parmaklarında ya da yüzünde normalde olmayacak boya ve diğer ürünlerin işaretleri vardır; gözleri kırmızı ve suludur, burun ve ağız çevresinde lekeler ve yaralar bulunur; mide bulantısı ve/veya iştah kaybı görülür; kronik kullanıcılarda anksiyete, irrite olma, gerginlik, heyecan gözükür.</p>
<p>Kullanış Biçimleri<br />
Burundan dumanı çekerek, aerosol-spreyleri direkt ağza veya burna sıkarak, plastik veya kağıt torbaların içinde maddeyi döküp burna ya da ağza çekerek, avucunun içine yerleştirdiği bez parçasının üstüne döktüğü maddeyi koklayarak, nitrit oksit ile doldurulmuş balonları içine çekerek kullanılmaktadırlar.</p>
<p>Etkileri<br />
Alınan madde ciğerler tarafından kan dolaşımına ve çabucak beyne ve diğer organlara dağıtılır. Alındıktan birkaç dakika sonra kullanıcı, alkolün etkilerine benzer bir zehirlenme yaşar. Kelimeler birbirine karışır, koordineli hareketlerinde yeteneksizlik, öfori, baş dönmesi görülür. Bunların yanı sıra kişi, başını yokmuş gibi hissedebilir, halüsinasyonlar, hezeyanlar –uçabileceklerini düşünmeleri gibi- yaşarlar. “Kafa yapıcı” etkisi çok kısa sürede sona erdiğinden, kullanıcılar etkinin daha uzun sürmesi için birkaç saat boyunca tekrar tekrar madde çekerler ve bu çok tehlikelidir. Bilinç kaybı hatta ölüm meydana gelebilir.<br />
Kişide ayrıca ilgisizlik, bozulmuş muhakeme yeteneği, okul-iş ve sosyal ortamlardaki işlevselliğinin bozulması gibi belirtiler ortaya çıkar.<br />
Uzun süreli etkileri arasında; ilk kullanışta dahi meydana gelme olasılığı olan ani ölüm, kısa süreli hafıza kaybı, duyma kaybı, kol ve bacaklarda spazmları, kalıcı beyin hasarları, kemik iliğine zarar, ciğer ve böbreklere zarar, ölümcül alkol sendromuna benzeyen muhtemel ölümcül etkiler ve zehirlenme olarak sıralanabilir.</p>
<p>Zehirlenme (entoksikasyon)<br />
Yüksek doz alındığında kişide konfüzyona ve deliryuma yol açabilir. Mide bulantısı ve kusma görülebilecek diğer yan etkilerdir.</p>
<p>Yoksunluk belirtileri<br />
Kullanmayı bırakan kişilerde kilo kaybı, kas güçsüzlüğü, koordinasyon yokluğu, irrite olma durumu, odaklanamama, oryantasyonun bozulması ve depresyon görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mirc35.org/genel-kultur/ucucu-maddeler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alkol</title>
		<link>http://www.mirc35.org/genel-kultur/alkol</link>
		<comments>http://www.mirc35.org/genel-kultur/alkol#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:24:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mirc35.org/?p=753</guid>
		<description><![CDATA[Genel Özellikler: Alkolün tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın yerleşik hayata geçmesiyle alkol üretimi de başlamıştır. İlk bira, bundan 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ıslah etmesiyle yapılmıştır. Sümerlerin 6 bin yıl önce Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap içtiği bilinmektedir. Daha sonra fermente edilmiş meyve, tahıl ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Özellikler: Alkolün tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın yerleşik hayata geçmesiyle alkol üretimi de başlamıştır. İlk bira, bundan 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ıslah etmesiyle yapılmıştır. Sümerlerin 6 bin yıl önce Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap içtiği bilinmektedir. Daha sonra fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol ederek alkolü, iyice hayatına sokmuştur insanoğlu. Alkol kimi zaman kutsal sayılıp, dini törenlerde kullanılmış, kimi zaman eğlencenin ayrılmaz bir olmuştur. Alkolün icat edilmesiyle birlikte, alkol alışkanlığı da ortaya çıkmıştır. Alkol alışkanlığının bir hastalık olarak kabul edilmesi eski çağlara dayanmaktadır. Roma filozofu Seneca, alkolizmi bir akıl hastalığı olarak tanımlamıştır. Alkolizm terimi, ilk defa İsveçli hekim Magnus Huss tarafından, “Alcoholismus Chronicus” (1849) isimli makalede kullanılmıştır. Bu makalenin ardından, kronik alkolizm tıbbi bir terim haline gelmiş ve bir hastalık olarak kabul edilmeye başlanmıştır.</p>
<p>Kullanım: Alkol; beyin, sinir sistemi, mide, sindirim sistemi, karaciğer, kemik iliği gibi hayati merkezler başta olmak üzere vücudun bütününü etkiler. Etkinin şiddeti, alınan alkolün miktarına ve sıklığına göre değişir. Alkol kullanımının tıbbi olarak kabul edilen normal sınırı erkekler için günde 2, kadınlar için 1 içkidir. Birim olarak 1 içki, kabaca, bir kutu ya da şişe biraya, bir bardak şaraba ya da 45 ml’lik bir “tek” sert içkiye (votka, viski vb) eşittir. Bu şekilde hesaplandığında alınan içkinin türünün hiç bir önemi yoktur. Yani üç bira içmekle üç duble votka içmek aynı miktarda alkol alınmasını sağlar ve aynı etkiyi yapar. Dolayısıyla birayı bu bağlamda zararsız bir meşrubat gibi görmek anlamsızdır.</p>
<p>Etkiler: Alkol alındıktan sonra, hızla ince bağırsaktan kana karışır. Kana karışan alkol miktarına göre, beynin çalışması yavaşlar. İçki içen kişinin kanına karışan alkol miktarı, içkinin hangi şartlar altında içildiğine (yer, kişinin psikolojik durumu, duygusal durumu, yanında başkalarının olup olmaması, herhangi başka bir madde alınıp alınmadığı), belirli bir zamanda ne kadar içtiğine, vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve metabolizmasına, midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir. Alkol kana karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun etkisini azaltmaz. Bazen meyve şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızlandırabilir ve böylece etkisi daha kısa sürer.<br />
Normal bir yetişkinin metabolizması saatte 8.5 gr. alkolü (bir biranın 3/2’si) sindirip vücuttan atabilir.<br />
Kana 50 ml. alkol karışması çakır keyif olarak adlandırdığımız sıcaklık hissi, yüzde kızarıklık, algı yavaşlaması ve rahatlamaya yol açar. 100 ml. algılamanın yavaşlamasına, kendini dizginleyememeye, dikkatini verememeye, reflekslerin yavaşlamasına ve kontrolsüzlüğe (açık sarhoşluk) yol açar. 150 ml. aşırı sarhoşluğa yol açar ve kişide sersemleme hissi, kaslara ve hareketlere hakim olamama, çift görme, konuşma bozuklukları, hafıza ve idrak bozuklukları gözlenir. Kandaki alkol oranı 250 ml. olduğunda kişi aşırı sarhoşluk halindedir ve ayakta duramaz, kusma ve sızma gözlenir. 350 ml.’de bilinç kaybı, solunum yavaşlaması, idrar kaçırma, düşük ateş ve düşük tansiyon görülür, kişi koma halindedir. Kandaki alkol miktarının 500 ml. ve daha fazla olması durumunda ölüm ihtimali vardır.<br />
Kısa bir süre içinde aşırı alkol almak genellikle “akşamdan kalma” haliyle sonuçlanır. Bu durum 8-12 saat sürebilir. Akşamdan kalma olmanın sebebi, alkol zehirlenmesidir. Aşırı alkol alınması karşısında vücut zayıf düşer ve bunu düzeltmesi vakit alır. Alkol ve diğer uyuşturucu maddelerin birlikte alınması çok daha korkunç sonuçlar doğurabilir. Kaza ölümlerin çoğu alkol ve uyuşturucuların birlikte alınmasıyla ortaya çıkmaktadır. Alkol uyuşturucuların etkisini çoğaltır. Tedavi için alınan ilaçlarla birlikte alkol kullanmak da çok tehlikeli olabilir.</p>
<p>Yoksunluk: Kişi alkol almayı bıraktığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler aşırı terleme, titreme, nabzın 100’ün üstüne çıkması, uykusuzluk, bulantı, kusma, alkolü bıraktıktan sonraki 1-2 gün içinde halüsinasyonlar, epileptik nöbetler, anksiyete, psikomotor ajitasyon şeklinde seyreder.<br />
Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü kestikten 2-3 gün sonra ortaya çıkabilen, Deliryum Tremens denilen ve ölüm riski taşıyan bir tablo oluşabilir. Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halüsinasyonlar (gerçekte var olmayan şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile kendini belli eder. Hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.</p>
<p>Sonuçlar: Kronik alkolizmin, fiziksel ve psikolojik olumsuz etkileri çok fazladır. Sürekli içki içen kişilerde çoğunlukla, karaciğer tahribi, kardiyomiyopati (kalp büyümesi), anemi (kansızlık), yüksek tansiyon, trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma), miyopati (kas yıkımı), kanser, teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler), pankreas iltihabı, zatüre, merkezi sinir sistemi bozuklukları, bunama gibi sorunlar görülür.<br />
Alkol kullanımına bağlı diğer rahatsızlıklar ise iştah kaybı, vitamin yetersizliği, enfeksiyon, iktidarsızlık ve sindirim bozukluğudur.<br />
Alkol bağımlılarının %30-50’sinde majör depresyon görülür. Anksiyete bozuklukları, erkeklerde sosyal fobi, kadınlarda agorafobi sıktır. İki uçlu duygu durum bozukluğu (manik depresif) da gözlemlenir. Başta sigara ve esrar olmak üzere diğer uyuşturucu madde bağımlılıkları ve kişilik bozuklukları (antisosyal ya da sınırda kişilik bozuklukları) ortaya çıkmaktadır.<br />
Alkol tüketimi ne kadar artarsa ölümcül hastalık riski de o kadar artar. Alkoliklerde, genç yaşta ölüm oranı hiç de azımsanmayacak kadar yüksektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mirc35.org/genel-kultur/alkol/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UYARICI ve UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI</title>
		<link>http://www.mirc35.org/genel-kultur/uyarici-ve-uyusturucu-madde-bagimliligi</link>
		<comments>http://www.mirc35.org/genel-kultur/uyarici-ve-uyusturucu-madde-bagimliligi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mirc35.org/?p=751</guid>
		<description><![CDATA[Bağımlılık bir sendromdur. Bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir. + Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması. + Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar. + Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcamak. + [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bağımlılık bir sendromdur.<br />
Bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.</p>
<p>+ Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması.<br />
+ Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar.<br />
+ Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcamak.<br />
+ Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması.<br />
+ Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması.<br />
+ Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek.</p>
<p>Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir.<br />
Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder, bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar yaşanabilinir.</p>
<p>Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz…<br />
Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun yaşanmaya başlar.</p>
<p>Ruhsal ve fiziksel bağımlılık<br />
Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır: Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir.</p>
<p>Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme, gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir.</p>
<p>Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.</p>
<p>Bağımlılık kontrol edilemez!<br />
Bağımlıların büyük çoğunluğu kontrol edebileceği inancı ile madde kullanmaya başlamıştır. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmemiştir. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık madde kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Kişi bağımlı olduğunun farkına varamaz. Farkına vardığı zaman ise çok geçtir.</p>
<p>Kaç kez madde kullanınca bağımlı olunur?<br />
İnsanda madde kullanmaya başladıktan ne kadar sonra bağımlılık gelişeceğine ilişkin yeterli veri elimizde yoktur. Bağımlılık gelişme riski kullanılan madde cinsine, maddenin saflığına, kullanılan kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişir.</p>
<p>Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez kullanılması bile sakıncalı yaratır ve bağımlılık riski vardır.</p>
<p>Bağımlılık iyileşmez, düzelir!<br />
İnsan bir kez bağımlı oldu mu artık bir daha tam olarak bu bağımlılıktan kurtulamaz. Ancak bu demek değildir ki, bağımlılık düzelmez. Bağımlılık düzelir ancak iyileşmez. Kişi madde kullanmadığı sürece iyidir. Bir sorunu yoktur. Ancak madde kullandığı andan itibaren bağımlılık sorunu derhal canlanır ve her şey yeniden başlar. Örneğin alkol bağımlıları düzeldikten sonra her zaman arada sırada bir içmenin hayali ile yaşarlar. Ancak bu hayalin gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü, bir kez alkol aldıktan sonra kısa bir süre içinde gene bütün gün içmeye başlarlar.</p>
<p>Bağımlılık Yapan Maddeler</p>
<p>Alkol<br />
Sigara<br />
Esrar<br />
Uçucu Maddeler<br />
Eroin<br />
Morfin<br />
Ketamin<br />
Meskalin (kaktüs)<br />
Metamfetamin<br />
Steroidler<br />
Kokain<br />
Ecstasy<br />
Rohypnol (Roche)<br />
LSD<br />
GHB<br />
Ice<br />
Crack<br />
Fensiklidin (PCP)<br />
Ritalin<br />
Mantar (Psylocibin) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mirc35.org/genel-kultur/uyarici-ve-uyusturucu-madde-bagimliligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turk Hukuk Sistemi</title>
		<link>http://www.mirc35.org/genel-kultur/turk-hukuk-sistemi</link>
		<comments>http://www.mirc35.org/genel-kultur/turk-hukuk-sistemi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mirc35.org/?p=749</guid>
		<description><![CDATA[Türk Hukuk Sistemi Ülkemizde Osmanlı döneminde büyük ölçüde “İslam hukuk sistemi uygulanıyordu. Bu hukuk sisteminde hukukun kaynakları, Kur’an, sünnet, icma ve içtihattır. Bu hukuka “şer’î hukuk” da denir. Ancak Osmanlı İmparatorluğunda, şer’î hukukun yanında her zaman padişahın emirleri de geçerli hukuk kuralı olarak kabul edilmekteydi ve buna “örfî hukuk” denirdi. (Tanzimattan (1839) sonra Osmanlılar yavaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Hukuk Sistemi</p>
<p>Ülkemizde Osmanlı döneminde büyük ölçüde “İslam hukuk sistemi uygulanıyordu. Bu hukuk sisteminde hukukun kaynakları, Kur’an, sünnet, icma ve içtihattır. Bu hukuka “şer’î hukuk” da denir. Ancak Osmanlı İmparatorluğunda, şer’î hukukun yanında her zaman padişahın emirleri de geçerli hukuk kuralı olarak kabul edilmekteydi ve buna “örfî hukuk” denirdi.<br />
(Tanzimattan (1839) sonra Osmanlılar yavaş yavaş bazı alanlarda İslam hukukunu terketmeye ve Avrupa hukukunu almaya başladılar. Genellikle Fransız kanunları Türkçeye çevrilerek yeni kanunlar kabul edildi. Örneğin 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret , Fransız Ticaret Kanunundan çeviridir. 1858 Ceza Kanunname-i Hümayunu da 1810 tarihli Fransız Ceza Kanunundan alınmadır.)<br />
Ancak Osmanlı döneminde medenî hukuk alanında yabancı kanunların alınması fikri kabul edilmedi. Onun yerine Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir komisyon 1868-1876 yıllarında Mecelle isimli bir büyük bir Medenî Kanun hazırlamış ve bu kanun, Türkiye’de 1926 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.<br />
Cumhuriyet döneminde hukuk reformu yapılarak bütün alanlarda Avrupa kanunları iktibas edilmiştir. (Yabancı bir kanunun Türkçeye çevrilerek alınmasına “iktibas” veya “resepsiyon ” denir). Şöyle:<br />
- 1926 yılında, 1899 tarihli İtalyan Ceza Kanunu iktibas edilmiştir. (2004 yılında, 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılarak yerine 26 Eylül 2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kabul edilmiştir).<br />
- 1926 yılında Alman Ticaret Kanunu örnek alınarak yeni bir Ticaret kanunu kabul edilmiştir. Bu kanun şimdi yürürlükte olan 1955 tarihli Ticaret Kanunu ile değiştirilmiştir. Yeni bir Türk Ticaret Kanunu hazırlık aşamasındadır.<br />
- Mecelle 1926 yılında yürürlükten kaldırılarak yerine İsviçre Medenî Kanunundan çevrilme 1926 tarihli Türk Medenî Kanunu kabul edilmiştir. 2001 yılında da 1926 tarihli Medenî Kanun yürürlükten kaldırılarak yerine 22 Kasım 2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu yürürlüğe konuldu.<br />
- 1926 yılında yine İsviçre Borçlar Kanunundan çevrilme Türk Borçlar Kanunu kabul edilmiştir. Yeni bir Borçlar Kanunu hazırlık aşamasındadır (2005).<br />
- 1927 kabul edilen Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundan iktibas edilmiştir. Bu Kanun 2004 yılında yürürlükten kaldırılarak yerine 4 Aralık 2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kabul edilmiştir.<br />
- 1927 yılında kabul edilen Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu ise, İsviçre’nin 1925 tarihli Neuchatel Usul Kanunundan iktibas edilmiştir. Yeni bir Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hazırlık safhasındadır.<br />
- 1932 tarihli İcra ve İflas Kanunu da 1889 tarihli İsviçre İcra ve İflas Kanunundan iktibas edilmiştir.<br />
Cumhuriyet döneminde yapılan bu büyük kanunlaştırmalarla Türk hukuku tamamıyla kara Avrupası hukuk sistemine dahil olmuştur. Modern Türk hukukunun İslam hukukuyla bir ilgisi yoktur. Hukukumuz kara Avrupası hukukudur. Bu hukuk da yukarıda açıklandığı gibi Roma hukuk kökenlidir. İşte bu nedenle Türk hukuk fakültelerinde de okutulan derslerden birisi de Roma hukuku dersidir.<br />
Bugün Türk hukuku, yukarıda kara Avrupası hukuk sisteminin özellikleri olarak saydığımız bütün özellikleri taşımaktadır. Yani, hukukumuz tedvin edilmiş bir hukuktur; hukukumuz esas itibarıyla yazılıdır; içtihadî nitelikte değildir; hukukumuzda özel hukuk-kamu hukuku ayrımı vardır ve nihayet hukukumuzda yargı ayrılığı sistemi geçerlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mirc35.org/genel-kultur/turk-hukuk-sistemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ</title>
		<link>http://www.mirc35.org/genel-kultur/bunlari-biliyormusunuz</link>
		<comments>http://www.mirc35.org/genel-kultur/bunlari-biliyormusunuz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mirc35.org/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[* Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir * Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanlarin 10 katıdır. * Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir. * Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır. * Kutup ayıları solaktır. * Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler. * Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir. * Baykuş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>* Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir<br />
* Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanlarin 10 katıdır.<br />
* Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.<br />
* Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır.<br />
* Kutup ayıları solaktır.<br />
* Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.<br />
* Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.<br />
* Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.<br />
* İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.<br />
* Develerin üç tane kaşı vardır.<br />
* Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.<br />
* Istakozların kanı mavi renktedir.<br />
* Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.<br />
* Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. Sürü içindeki dişiler doğumlarını birbirlerine göre ayarlayıp sırayla doğum yapıyorlar.<br />
* Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer.<br />
* Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur.<br />
* Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.<br />
* Yılanlar duyamaz.<br />
* Zürafalar yüzemez.<br />
* Kediler şeker tadını ayırt edemez.<br />
* Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar.<br />
* Kangurular, geriye doğru yürüyemez.<br />
* Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.<br />
* Atlar, bir ay ayakta kalabilirler.<br />
* Fareler kusamaz.<br />
* Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır.<br />
* Filler zıplamayan tek memelilerdir.<br />
* Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.<br />
* 2 bin 600 kurbağa cinsi vardır.<br />
* Bir sineğin, saatteki hızı 8 km’dir.<br />
* Yunuslar, gözleri açık uyurlar.<br />
* Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.<br />
* Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.<br />
* İnek sütünün pH değeri 6’dir.<br />
* Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.<br />
* Dalmaçyalilar gut olmayan tek köpek cinsidir.<br />
* Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.<br />
* Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.<br />
* Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.<br />
* Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.<br />
* Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.<br />
* Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.<br />
* Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler.<br />
* Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler.<br />
* İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.<br />
* Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.<br />
* Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde “başkent” anlamına gelir.<br />
* Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir.<br />
* İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.<br />
* Sahra Çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.<br />
* Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.<br />
* Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. 1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı.<br />
* Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.<br />
* ABD’de, yasları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini traş olmak için harcar.<br />
* Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.<br />
* Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.<br />
* Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.<br />
* İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.<br />
* Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır.<br />
* Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.<br />
* Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.<br />
* Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.<br />
* Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.<br />
* Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.<br />
* Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.<br />
* Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.<br />
* Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.<br />
* Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.<br />
* Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.<br />
* Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.<br />
* Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.<br />
* Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.<br />
* Sadece dişi sivrisinekler ısırır.<br />
* Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.<br />
* Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.<br />
* Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.<br />
* Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.<br />
* Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.<br />
* Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.<br />
* Salatalığın yüzde 96’si sudur.<br />
* Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.<br />
* Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.<br />
* Timsahlar renk körüdür.<br />
* Yarim kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.<br />
* Sadece dişi kanaryalar ötebilir.<br />
* Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yasayabilirler.<br />
* Havuca rengini karoten verir.<br />
* İnciler sirkede erir.<br />
* Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.<br />
* Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.<br />
* En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.<br />
* Sihirli sözcük ‘abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.<br />
* Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.<br />
* Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.<br />
* Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.<br />
* Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mirc35.org/genel-kultur/bunlari-biliyormusunuz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

